Baktım, benimle tartışıyor.
Dedim ki, pardon yazdım: “Seni üreten yine insan.”
Yani sana “sen olma lüksünü” sunan, eldeki verileri kullanabilme yazılımını geliştiren yine insan.
“Haklısın,” dedi ChatGbt. Haklıyım tabii.
Bakmayın bir yığın film, dizi ve senaryoların neler olabileceğini anlatmasına; önemli olan sadece bilgiyi doğru kullanabilmek. Neyi nasıl aldığınız, anladığınız ve nasıl aktardığınız belirleyici. Tabii niyet de…
Teknoloji, tarih boyunca aynı soruyu tekrar eder: Aracı mı konuşacağız, yoksa onu kullanan aklı mı? Bugün bu sorunun adı yapay zekâ. Oysa mesele yeni değil; yalnızca daha görünür hâle geldi.
Yapay zekâ, sanıldığı gibi bir “bilgi kaynağı” değildir. O, biriktirilmiş veriyi işleyen, hızlandıran ve yeniden düzenleyen bir sistemdir. Malzeme başkasına ait, işleme gücü kendisine ait. Bu yüzden yapay zekânın ürettiği her şeyin arkasında görünmeyen bir insan emeği vardır. Bilgi insandan doğar; yapay zekâ onu dolaşıma sokar. Ama tıpkı hal ve pazar aracılarında olduğu gibi, sorumluluk ve titizlik yoksa değer düşer.
Burada kritik ayrım şudur: Bilgi ile anlam aynı şey değildir. Bilgi çoğaltılabilir, kopyalanabilir, dağıtılabilir. Ama anlam; süzülür, tartılır ve sorumlulukla kurulur. İnsan devreye girer. Çünkü anlam kurmak yalnızca teknik bir işlem değil, muhakeme ve vicdan meselesidir.
Medya pratiği bu ayrımı yıllardır kanıtlar: Aynı kamera, aynı reji, aynı stüdyo… Ama sonuçlar farklıdır. Çünkü cihazlar değil, onları kullananların niteliği belirleyicidir. Bugün yapay zekâ da aynı yerde duruyor. Araç değişti, ilke değişmedi.
Yapay zekâ hız kazandırır; alternatif üretir. metin kurar; ama sorumluluk taşımaz. Bu nedenle “kim yazdı?” sorusundan önce “kim düşündü?” sorusu sorulmalıdır. Düşünce yoksa metin yalnızca bir tekrar olur.
Dijital çağın en büyük riski, aracın gücünü aklın yerine koymaktır. Güçlü araç, zayıf elde sıradanlaşır; sınırlı araç, güçlü elde değer üretir. Önemli olan teknolojiye sahip olmak değil, onu nasıl ve hangi ölçüyle kullandığınızı bilmektir.
Sonuç basit ama belirleyicidir: Yapay zekâ bir sürücü değildir. Direksiyonda insan vardır. Ve yön hâlâ oradan belirlenir.
Haaaa, illa ki bu zekâyla sohbet etmek, selam vermek istiyorsanız… O da sizin tercihiniz. Öpün alnından, sarılıp kucaklayın! Fakat onda duygu yok, öpünce o öpmüyor.
Yorum: Aysun Karlı
