AB üyesi ülkelerin liderleri, Alden Biesen Kalesi’ndeki olağanüstü zirvede bu kez zırvalama lüksüne sahip değildi.
Dün zirveye dair kaleme aldığım yazı beni, 24 yıl önceki AB’nin Leyla Zana taleplerine götürse de; Avrupa’yı bugün asıl zorlayan gerçekler çok daha somut. Trump faktörü ve olası gümrük vergileri, Çin’in kritik mineral ihracatına getirdiği kısıtlamalar, yeni ve sert hamleleri zorunlu kılıyor.
Her konuda 27 üyenin ortak hareket etmesi isteniyor ancak acil durumlarda ağır işleyen bürokrasi, AB’yi fazlasıyla yoruyor. Asıl soru şu: Avrupa, 2026’da gerçekten rekabet edebilecek mi? Hele ki sabah erken kalktığında kendine haritada yeni yerler beğenen bir Trump sendromu varken…
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, durumu net özetliyor:
“Eğer jeopolitik bir güç olmak istiyorsanız ya güçlü bir ekonomik güce ya da güçlü bir askeri güce sahip olmalısınız. Ekonomik olarak güçlüyüz ama daha güçlü olmamız gerekiyor.”
Ancak öncelik, dünyaya entegrasyon sürecinde Avrupalı şirketleri daha da güçlendirmek. Öte yandan Avrupa hâlâ Rusya’dan enerji satın alıyor. Yani göbeğine kadar bağlı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise “Made in Europe” önerisiyle, yeni bir alan açılmasını ve isteksiz AB ülkelerinin bu çemberin dışında bırakılmasını savunuyor. “İki vitesli Avrupa” formülünde, güçlü ülkeler tıpkı Ukrayna’ya yardım sürecinde olduğu gibi daha hızlı karar alıp harekete geçebiliyor.
Elbette Trump kafası Venezuela’da yaptığını Avrupa’da bire bir yapamaz; ama süreç içinde İran örneğinde olduğu gibi İspanya’yı da karıştırabilir, Fransa’yı da, İtalya’yı da… Avrupa, tam anlamıyla bağımsızlığını kazanamadığı sürece her an birçok riske gebe.
Bu işler, oraya buraya “adalet sopası” göstermekle olmuyor. AB bunuda anlamalı ve aynaya bakmalı.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de Macron’la benzer düşünüyor. Rusya yanlısı ülkeler bazı başlıklarda veto kartını kullandığında, yani 27 kocadan birkaç tanesi itiraz ettiğinde, tüm mekanizma kilitleniyor. AB’nin “büyük ağabeyleri” ise küçük yumurtaları sepetten ayıklamanın yollarını arıyor. Vites hikâyesinin özü de tam olarak bu.
Güvenlik tehditleri ve küresel rekabetle boğuşan AB liderleri, üzerlerindeki ağırlıkları atmaya çalışırken Belçika’daki Alden Biesen Kalesi’nde kazma küreği ellerine aldı. ABD, Çin ve Rusya’ya karşı bir şekilde önlem almaya çalışıyorlar.
Ortada ciddi sorunlar var:
- Sanayide gerileme
- Yıkıcı teknolojiler
- Durgun yatırımlar
- Düzenleyici engeller
- Cezalandırıcı tarifeler
- Haksız rekabet
- İklim değişikliği
- Demografik kriz
Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, liderlerin rekabet gücü konulu toplantısında “Avrupa’yı ileriye taşımak için dar bir fırsat penceresi var” diyerek uyarıyor.
Yapılacaklar belli, zaman dar:
- Tek Pazarı tamamlamak
- İşlemleri basitleştirmek
- Tasarrufları yatırıma dönüştürmek
- Stratejik özerkliği güçlendirmek
- Serbest, adil ve iddialı bir ticaret gündemini sürdürmek
Avrupa bunları başarabilirse pencereyi cam kırılmadan açabilir.
Aksi hâlde işi çok zor. Vites artırmazsa tren kaçıyor
Alden Biesen Kalesi’ndeki zirve, Avrupa için bir uyarı ziliydi.
27 ülkenin oybirliği sistemi kriz anlarında yük haline geliyor. Enerjide Rusya’ya bağımlı, savunmada dağınık bir Avrupa’nın jeopolitik iddiası havada kalıyor.
Yorum: Aysun Karlı
İlgili Diğer Yazı: Avrupa’nın Zana’ya özgürlük talebinden, Öcalan’a umut hakkı talebine geçen 24 yıl. https://aysunkarli.com/2026/02/14/avrupanin-zanaya-ozgurluk-talebinden-ocalana-umut-hakki-cagrisina-gecen-24-yil-ve-alden-biesen-kalesi/
A Warning Bell for Europe at Alden Biesen Castle: Shift Gears or Miss the Train
At the extraordinary meeting held at Alden Biesen Castle, EU leaders had no room for empty rhetoric. Although my reflections on the summit initially took me back 24 years to the Leyla Zana demands, the realities confronting Europe today are far more concrete. The Trump factor and the prospect of punitive tariffs, combined with China’s restrictions on critical mineral exports, are forcing the EU to consider tougher and more decisive moves.
While cooperation among all 27 member states remains the stated objective, the EU’s slow and cumbersome bureaucracy becomes a serious burden in times of crisis. The central question is unavoidable: will Europe be able to compete in 2026? Especially at a time when a “Trump syndrome” — capable of redrawing maps overnight — still looms in the background.
EU High Representative for Foreign Affairs and Security Policy Kaja Kallas captures the dilemma succinctly:
“If you want to be a geopolitical power, you need either strong economic power or strong military power. We are economically strong, but we need to be stronger.”
The immediate priority, therefore, is to further strengthen European companies within the global economy. Yet Europe continues to purchase energy from Russia — remaining deeply dependent at its core.
French President Emmanuel Macron, through his “Made in Europe” proposal, advocates opening a new space that would exclude unwilling EU members. Within the framework of a “two-speed Europe,” stronger countries would be able to take rapid decisions and act — as seen in the process of supporting Ukraine.
While Trump-style politics may not be replicated in Europe as they were in Venezuela, similar dynamics could still destabilise Spain, France or Italy, as witnessed in the case of Iran. Until Europe achieves genuine independence, it will remain vulnerable to multiple risks.
This is not a challenge that can be addressed by brandishing an “justice stick” at others.
German Chancellor Friedrich Merz shares Macron’s view. When pro-Russian countries exercise their veto on key issues — when a few of the “27 husbands” object — the entire mechanism grinds to a halt. The EU’s larger powers are therefore looking for ways to remove the smaller eggs from the basket. This is the essence of the “gear shift” debate.
As EU leaders struggle with security threats and global competition, they gathered at Alden Biesen Castle in Belgium ahead of March to shed excess weight and take pre-emptive action. They are seeking ways to respond to the United States, China and Russia — otherwise, the train will indeed be missed.
The challenges are substantial:
- Industrial decline
- Disruptive technologies
- Stagnant investment
- Regulatory barriers
- Punitive tariffs
- Unfair competition
- Climate change
- Demographic crisis
European Parliament President Roberta Metsola warned during discussions on competitiveness that there is a “narrow window of opportunity” to move Europe forward.
The required steps are clear and time is limited:
- Completing the Single Market
- Simplifying procedures
- Channeling savings into investment
- Strengthening strategic autonomy
- Pursuing an ambitious, free and fair trade agenda
If Europe can deliver on these priorities, it may still open the window without breaking the glass.
Otherwise, the task will be extremely difficult.
Once again, the summit at Alden Biesen Castle served as a warning bell for Europe. In moments of crisis, the unanimity rule of 27 countries becomes a liability. A Europe dependent on Russian energy and fragmented in defence cannot sustain a credible geopolitical ambition.
Commentary: Aysun Karlı



