Bu 6 Şubat’ta içim darmadağın.
Evliliğimizin 35. yılını bugün geride bırakacakken, eşimi 19 Aralık 2025’te toprağa verdim.
Üzerinden 49 gün geçti. 35 yıl sonra ilk kez bomboş bir evdeyim.
Derin bir boşluk, yalnızlık, tarifi tanımsız.
Öyle ‘ölenle ölünmez’ sözleriyle avunamıyor insan.
Elbet hayat devam ediyor da, kime göre nasıl, ne şekilde…?
Zaman, zaman, zaman….
En kolayı öyle dışardan boş sözler..
Büyük deprem felaketinin sabahında unutmam, rahmetli eşim “on binlerce canımız hayatını kaybetmişken biz neyi, evlilik yıl dönümünü bu acı da nasıl kutlarız ki?” dediğinden bugüne biz bir kutlama yapmadık.
Yapamazdık ta..
Bugün hepimiz acısını çok farklı yaşıyor…
Ateş düştüğü yeni yaktı..
Düne dair ne söylesek boş…
Hiç kimse, hiç bir şey için ahkam kesmesin…
Herkes önce aynaya bir baksın?
Deprem gerçeğimize dönersek…
Ne söyledik, ne yaptık?
Siz 6 Şubat’ı Kahramanmaraş’ta, Hatay’da, Adıyaman’da ve diğer illerde hayatını kaybedenlerin ailelerine sorun.. Binlerce canımızı kaybettik…
‘Geçmiş olsun’ deyince geçmiyor… Geçmeyecek..!
‘Başınız sağ olsun’ deyince o acılar hafiflemiyor… Hafiflemeyecek!
Hatırlamakla, unutmamak aynı şey mi?
İşte tam yıl dönümünde herkes beylik laflar eder…
Sonra sabahında günlük teranesine döner..
Neyi değiştirdik..?
Neyi dönüştürdük…? Binalar mı? Ya içleri?…
1999’dan ders almayan, nelerden ders aldı?
Ağzı olan konuştu..
Tekrar etsen ne yazacak?
Bugün 7 şiddetinde şu an sallansak, İstanbul çöker, İzmir dağılır, Bursa felç olur!
Türkiye kan ağlar…
30-40-50 binlerimizi değil, 100 binlerimizi kaybederiz.
Oy uğruna adına af değil ‘imar barışı’ dediğimiz gerçeklerle hayatın üzerine kaçak katlar çıkarken seyrettik çok şeyi..
Kimse demagoji yapmasın..
Temelinden betonuna kusurlu binaları seyredenleri seyrettiğimiz sürece aynı yerde kalırız!
Bu kader değil, ama sonrası hep keder.
Yorum: Aysun Karlı


